Yazı Detayı
20 Ocak 2020 - Pazartesi 11:40
 
TELEVİZYON DİZİLERİNİN GÜCÜ
Sedat YÜCEL
 
 

Televizyon dizilerine takılıp her hafta bir ya da birden fazla diziye zaman ayırmaya oldum olası karşı çıkmışımdır. Tek kanallı dönemlerde Dallas, Şahin Tepesi, Komiser Kolombo gibi Amerikan dizilerine olan alışkanlığımız, bağımlılığa dönüşerek, çok kanallı dönemde ve yerli dizilerin çıkmasıyla da hız kazandı ve bu hız katlanarak arttı. 
Dizi sektörümüz, öylesine gelişti ki, şimdi artık dünya piyasalarına bile açılır olduk. Dört bir kıtada Türk dizilerine rastlamak mümkün. Bir zaman, gittiğim Meksika'da kaldığım otel odasında, merak ettim Meksika televizyonunu. Bakalım buradaki televizyonun yayın akışı nasıldır, diye. Açtım, sanki Türk televizyonundan bir kanalı açmışım gibi. Karşımda hep tanıdık simalar, inanamadım. Ezel dizisi oynuyor. Evet, bir hayli mesafe kat etmişiz. Arap dünyasında, Afrika ülkelerinde, Avrupa'nın bazı bölgelerinde Türk yapımı dizileri görmek pekâlâ mümkün. Eskiden sadece haftanın maçları kritik edilirdi, şimdi “Yerli diziler” sohbet konuları oldu.
Hayatımıza öyle girdiler ki, dizi oyuncuları sanki evimizin bireyi haline geldi. Çocuklar sevdiği futbolculara özenirdi, şimdi dizi kahramanlarına özenir oldular. Romantik ve duygusal Türk film sahnelerinde ağlayan gözler yok artık. Kurtlar vadisinde işlenen cinayetler, kimsenin kılını kıpırdatmaz oldu. O kadar çok adam öldürülüyor ki, cinayet yerine ve silah seslerine polisler bile gelmiyor. Diziler, dizi olsa… her türlü pespayelik mevcut; ne ararsan var; Öldürmek, aldatmak, dolandırmak, kazık atmak, dahası yasak aşk, hayatın nerdeyse bir parçası gibi işlenmektedir. Ve ne gariptir ki, sanat ve kültür adına sergilenen bu rezaletleri ne gören var, ne duyan ne de ses çıkaran! Bizi biz yapan bütün değerlerimiz, paspas gibi yerlere atılmış, ayaklar altında çiğnenmekte, ama gelin görün ki, kimsenin umurunda değil. 
Nerede bizi anlatan, değerlerimize saygı duyup konu edinen diziler; mesela Bizimkiler, Perihan abla gibi diziler neden yapılmaz oldu. İyi de, neden yapılmaz? Bize özgü o duygusal, etrafındaki olaylarla ilgili, mahalle kültürünü işleyen, vicdan, merhamet, örf, adet, gelenek kokan davranışları ekranlarda göremiyoruz artık. Kim bilir, sektörde bu duyarlılıkta yapımcı da kalmamış olabilir.
Belki bizler değişmişizdir de farkında değiliz. O güzelim dizileri talep eden toplum nerede? Yapımcıların reyting kaygısını söylemiyorum bile. Reyting uğruna feda etmeyecekleri hangi kutsalları var? Veya kaldı mı ki?
Zaten toplumun sistematik olarak büyük oranda değiştirildiğine inanıyorum. Hoş inanmasam ne olur, mevcut manzara bu gerçeği yansıtmıyor mu
Ben, zamanımı çalıyor, yayın kuşağındaki zamana esir ediyorlar, konuları bana hitap etmiyor düşüncesiyle kendimi dizilerden uzak tutmaya çalışıyorum; ama etrafımda dizi kolik o kadar tanıdık var ki! İnsanların yaşamında bir parça olmuş artık diziler… Öyle bir hale gelmişiz ki, birçok insan, bütün hayat akışını seyrettiği veya müptelası olduğu dizinin saatine göre ayarlıyor. Eve misafir kabul edilmesi, ya da bir yerlere ziyarete gidilmesi bile dizilerin gün ve saatlerine göre ayarlanıyor.  Seyredemediği dizileri internetten toptan saatlerce izleyenleri biliyorum. Bunlar bir iddia değil, inanın abartı hiç değil.
İşin sosyolojik boyutunu uzmanlar incelesin. Toplum bilimciler, akademisyenler konu üzerine raporlar hazırlasın. Bu diziler, bizden ne alıyor ve ne götürüyor kısmını psikologlar, pedagoglar irdelesin. Bu onların işi ve bence çok önemli bir işi.
Yararlı olan yanları yok mudur?                        
Olmaz mı!                                               
Birçok kişi için ekmek kapısı. Eski sanatçılar bile rol bulup ahir ömürlerinde elleri para görüyor. Sanat dünyası yeni isimler kazanıyor. Döviz getiriyor.       
Ülke tanıtımına katkısı oluyor. Asmalı Konak dizisi Nevşehir ve Kapadokya'nın, Kınalı Kar dizisi Bursa Cumalıkızık köyünü meşhur etmedi mi? 
Kapadokya yabancı turist akınına uğrardı, şimdi yerli turist izdihamı yaşanıyor. Otellerde yer bulunmuyor. Balayını Kapadokya'da geçirme, balona binme kültürü gelişti.
Cumalıkızık köyü hafta sonları ziyaretçi akınına uğruyor. Yöresel ürünleri pazarlayan ahali çok memnu, bölge ihya oldu. 
Televizyon yayınları çok önemli, zaman içinde toplumsal değişimleri sağlayabiliyor.“Beyaz Gölge” adında yabancı bir dizi vardı. Türkiye'de basketbol sporunun sevilmesine vesile olduğunu bugün herkes kabul ediyor.
Demek ki, iyi mesajı toplum, kötüsünden ayırıp alabiliyor, yeter ki, güzel mesajı veren olsun.. Bugün, çarpık ilişkileriyle neslimizin ahlakını yozlaştıran Dallas dizisini mumla aratacak, teşbihte hata olmasın,Ceyar'a, Lusi'ye rahmet okutacak dizilerimiz var. İnsanlarımızdaki değişimde televizyon programlarının önemli etkisi olduğunu kimse inkâr edemez.
Toplumun her kesiminin mutabık kaldığı bir yöntemle, aynı projeksiyondan bakarak RÜTÜK denen kurumun görevinin tanımlanması ve yetkilerinin yeniden belirlenmesi bir toplum için, bir milletin geleceği için elzemdir ve hayati derecede önemlidir.  O zaman görevini sorumluluk bilinciyle yerine getiren, getirmeye çalışan bir RÜTÜK yapılanmasına şiddetle ihtiyaç vardır. Eğer görevini ifa etmeyecekse, o zaman varlığının ne manası olabilir? Bu ciddiyet yapımcılara da yansıtılırsa, o zaman onlar da iyi şeyler yapmak için kolları sıvamak zorunda kalırlar. Onlarla bu frekansta görüşülebilir ve insanımıza iyi şeyler sunulabilir. Bu millet, bu milletin bireyleri bunu fazlasıyla hak etmektedir. Yeter ki biz onlara iyi şeyler vermeye niyet edelim. İyi şeylerin de iyi sonuçlar vereceği konusunda kimsenin şüphesi yoktur.
Sevgiyle kalın.

 

 
Etiketler: TELEVİZYON, DİZİLERİNİN, GÜCÜ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
24 Ağustos 2020
GENÇLER SİZE İMRENİYORUM DA ÜZÜLÜYORUM DA
15 Ağustos 2020
GÖLCÜK DEPREMİ ÜZERİNE
10 Ağustos 2020
DÜNDEN BUGÜNE GÖLCÜK!
03 Ağustos 2020
ZAMAN GEÇİP GİDİYOR
27 Temmuz 2020
KUŞAKLARLA ÇATIŞMAYALIM!
20 Temmuz 2020
BOSNA'YI ANLAMAK
13 Temmuz 2020
HALKIN GÜCÜ VE DEMOKRASİ
29 Haziran 2020
DENİZCİLİK VE KABOTAJ BAYRAMI
22 Haziran 2020
SINAV DÜNYASI
15 Haziran 2020
DÜNYA TÜRKİYE’SİZ OLAMAZ
11 Haziran 2020
TOPLUMDAKİ GÖNÜLLÜLÜK RUHU
01 Haziran 2020
KALKINALIM AMA ÇEVREYİ İHMAL ETMEYELİM
27 Mayıs 2020
TARİHTEN BUGÜNE İSTANBUL
04 Mayıs 2020
BAHAR BAYRAMI VE HIDIRELLEZ
21 Nisan 2020
KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN YARARLARI VE SORUNLARI
12 Nisan 2020
YOKSULLUK VE SOSYAL DAYANIŞMA KÜLTÜRÜMÜZ
07 Nisan 2020
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE MAHALLE KÜLTÜRÜMÜZ
26 Mart 2020
İNTERNET VE SOSYAL MEDYA
19 Mart 2020
GIDA TERÖRÜ !..
19 Mart 2020
BU ŞEHİRDE ARSA PAYIM VAR
19 Mart 2020
DEĞİŞEN VE DEĞİŞTİREN İNSANDIR
16 Mart 2020
Marka Şehirlerin Önemi!
09 Mart 2020
MADDE BAĞIMLILIĞI
24 Şubat 2020
ESNAF DEDİĞİN, ŞEHRİN HARCIDIR
18 Şubat 2020
KİTAP OKUMA ALIŞKANLIKLARIMIZ
10 Şubat 2020
NE EKERSEK ONU BİÇERİZ
03 Şubat 2020
GENÇ NÜFUSUMUZ ZENGİNLİĞİMİZDİR
27 Ocak 2020
ŞU BİZİM ANADOLU
13 Ocak 2020
ŞU GÖÇ DEDİKLERİ
06 Ocak 2020
NEREYE KADAR ŞEFKAT!
30 Aralık 2019
TÜRKİYE PANORAMASI
23 Aralık 2019
SEVGİ EMEK İSTER
16 Aralık 2019
S İ N E R J İ
10 Aralık 2019
ÖYLE BİR HAYAT SÜR Kİ!
07 Aralık 2019
BEN HER ŞEYİ BİLİRİM
14 Kasım 2019
BİR ŞEHİR İSTİYORUM
31 Ekim 2019
BU KADAR HOŞ GÖRÜ SADECE BİZDE OLUR !
22 Ekim 2019
OYUN VE OYUNCULAR DEĞİŞMEDİ
17 Ekim 2019
SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA AMAÇLARI
09 Ekim 2019
HAYDİ,GÖLCÜK'Ü SATALIM !
03 Ekim 2019
GÖREV KÖRLÜĞÜ DENEN ŞEY !
24 Eylül 2019
FUTBOL VE GÖLCÜK'TE SPOR
21 Eylül 2019
DERT BENDE DERMAN BENDE
14 Eylül 2019
BM NEDİR, NE DEĞİLDİR?
28 Ağustos 2019
HEMŞERİ OLMAK BÖYLE BİR ŞEY
16 Ağustos 2019
''BUNU BEN YAPAMAZDIM''
Haber Yazılımı