Yazı Detayı
04 Mayıs 2020 - Pazartesi 11:03
 
BAHAR BAYRAMI VE HIDIRELLEZ
Sedat YÜCEL
 
 

Yurdumuzun batı taraflarında havalar Mart ayından itibaren ısınmış olsa da, diğer bölgelerimizde havaların ısınması ve baharı hissedilmesi Mayıs ayının girmesiyle olur. Yeşilin ton zenginliği, çiçeklerin renk çeşitliliği ve derelerin çağlayıp, pınarların kaynadığı muhteşem bir canlanmayı görürüz bu ayda. Böcek börtü ve kelebekler adeta baharın aksesuarı gibi yakışır tabiatın üstüne.

Ve biz baharın gelişini kutlamayı bir yıl boyu iple çekerdik. Takvimler 1 Mayıs Bahar ve işçi Bayramı yazardı ve resmi olarak tatil olduğu için adeta hafta sonu tatilmiş gibi gelirdi bize. Ama 6 Mayıs günü asıl baharı kutladığımız gündü; herkes çocukluk şarkılarımızda söylediğimiz gibi kırlara, bağlarımıza, bahçelerimize koşardık. Aşağı mahalle, yukarı mahalle, konu, komşu, akrabalar herkes kimi önceden haberleştiği gibi, kimi kendi başına hıdırelleze giderdik.

Akşamdan annelerimiz Karamürsel sepeti benzeri sepetlere karınca kararınca hazırladığı yiyecekleri yerleştirirdi.

Çocukluğun da verdiği enerji neşe içinde gün boyu oynar hoplar zıplar, yer, içerdik. Zaten günler öncesinden hıdırellez yapacağımızın heyecanını bayram heyecanı gibi hissettiğimizi hatırlıyorum. Ama pikniğe gidiyoruz tabirini kullandığımızı hiç hatırlamıyorum. Zaten herkes çoğu zaman geçimini sağladı tarlasında bahçesindeydi.

Ancak bahar bayramı hıdırellez de başkaydı.

Öyle bir neşe, öyle bir keyif ve yediklerimizden aldığımız öyle bir lezzeti yıllar geçti unutamıyorum. Yediğimiz her şey organik ve çay hariç kendi evimizde yapılan şeylerdi.Yufka ekmeğe sarılmış peynirli dürümün, annemin topladığı adını hala bilemediğimiz otlarla ortaya çıkan inanılmaz tadı şimdi bile damağımda hissediyorum. Eve gidince acıktık demeyin diyen annemin en son kurduğu sofrada hazırlanmış dolmalara, sarmalara, doyamayacağınız patates salatasına ve yanında içtiğiniz mis gibi kokan çayın tadını şimdi bile tarif etmede zorlanırım.

Artık hıdırellez yaptığımız yerler yok. Çok katlı binalar yükselmiş. Çağlayan dereden eser kalmamış. Pınarın yerini bile bulmak mümkün değil, üstünden yol geçmiş. Daha uzaklara atalarımızın gelen geçen su içsin diye yaptırdığı çeşmeler bile kurumuş. O tarihi yapısı ise bakımsızlıktan hurdaya ayrılmış murat taksi gibi duruyor.                                                                       İnanın bugüne baktığımda insanın içi gibi anıları da acıyla titriyor şu yüreğimde.

Bizlerin geçmişte yaşadığımız doğal güzellikleri çocuklarımız yaşamadı. Maalesef onların çocukları da yaşayamayacak. Otomobilleri ile gittiklerinde buldukları bir ağacın altında pasta poğaça yerlerse ne ala.

Bugünün nesli, hıdırellez bilmeden israflı serpme ya da açık büfe kahvaltıları biliyor. Bahar bayramı kutlamasını özlemeden, annesinin hazırladığı nevaleleri sepete koyup sevinçle taşıyamadan yaşıyorlar.

Adına x yada Y kuşağı dediğimiz çocuklarımız kışın bitip baharın başlamasıyla bolluk ve bereketi simgeleyen bu bahar bayramının HIZIR ve İLYAS peygamberlerin yeryüzünde buluştuğu güne denk geldiğine inanıldığını nereden bilecekler. Hızır ve İlyas isimlerinin birleşmesiyle bu bayramın HIDIRELLEZ olarak anıldığını da…

Bir Türk geleneği olduğu kadar çeşitli inanış ve kültürlerde, başka isim ve simgelerle dünyanın başka bölgelerinde yine bu bayramın kutlandığını belki de hiç duymamışlardır.

Kızların ve delikanlıların süslenip birbirlerini görüp beğenecekleri bir ortamın hazırlandığı geleneğin de hıdırellez içinde olduğunu duysalar ne kadar şaşırırlar değil mi?

Dünya değişiyor, hayatlarımıza tehditler, yaşam şekilleri, tad alma alışkanlıkları ve dün yaptığımız bir çok şey için akla gelmedik kısıtlamaların yer aldığını görüyoruz. Onun için geçmişi anılar olarak hatırlıyor, özlemini duyuyoruz.

Ben yinede geleneklerimiz, adetlerimiz unutulmasın arzu ediyorum. Hep birlikte, yüreklerimizdeki acılarımız bitsin istiyorum. 

 “Nasıl yakalamıştık, saçlarından baharı” demek istiyorum.            

Evde kalın. Sevgiyle kalın.

 

 

 

 
Etiketler: BAHAR, BAYRAMI, VE, HIDIRELLEZ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Haziran 2020
KALKINALIM AMA ÇEVREYİ İHMAL ETMEYELİM
27 Mayıs 2020
TARİHTEN BUGÜNE İSTANBUL
21 Nisan 2020
KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN YARARLARI VE SORUNLARI
12 Nisan 2020
YOKSULLUK VE SOSYAL DAYANIŞMA KÜLTÜRÜMÜZ
07 Nisan 2020
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE MAHALLE KÜLTÜRÜMÜZ
26 Mart 2020
İNTERNET VE SOSYAL MEDYA
19 Mart 2020
GIDA TERÖRÜ !..
19 Mart 2020
BU ŞEHİRDE ARSA PAYIM VAR
19 Mart 2020
DEĞİŞEN VE DEĞİŞTİREN İNSANDIR
16 Mart 2020
Marka Şehirlerin Önemi!
09 Mart 2020
MADDE BAĞIMLILIĞI
24 Şubat 2020
ESNAF DEDİĞİN, ŞEHRİN HARCIDIR
18 Şubat 2020
KİTAP OKUMA ALIŞKANLIKLARIMIZ
10 Şubat 2020
NE EKERSEK ONU BİÇERİZ
03 Şubat 2020
GENÇ NÜFUSUMUZ ZENGİNLİĞİMİZDİR
27 Ocak 2020
ŞU BİZİM ANADOLU
20 Ocak 2020
TELEVİZYON DİZİLERİNİN GÜCÜ
13 Ocak 2020
ŞU GÖÇ DEDİKLERİ
06 Ocak 2020
NEREYE KADAR ŞEFKAT!
30 Aralık 2019
TÜRKİYE PANORAMASI
23 Aralık 2019
SEVGİ EMEK İSTER
16 Aralık 2019
S İ N E R J İ
10 Aralık 2019
ÖYLE BİR HAYAT SÜR Kİ!
07 Aralık 2019
BEN HER ŞEYİ BİLİRİM
14 Kasım 2019
BİR ŞEHİR İSTİYORUM
31 Ekim 2019
BU KADAR HOŞ GÖRÜ SADECE BİZDE OLUR !
22 Ekim 2019
OYUN VE OYUNCULAR DEĞİŞMEDİ
17 Ekim 2019
SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA AMAÇLARI
09 Ekim 2019
HAYDİ,GÖLCÜK'Ü SATALIM !
03 Ekim 2019
GÖREV KÖRLÜĞÜ DENEN ŞEY !
24 Eylül 2019
FUTBOL VE GÖLCÜK'TE SPOR
21 Eylül 2019
DERT BENDE DERMAN BENDE
14 Eylül 2019
BM NEDİR, NE DEĞİLDİR?
28 Ağustos 2019
HEMŞERİ OLMAK BÖYLE BİR ŞEY
16 Ağustos 2019
''BUNU BEN YAPAMAZDIM''
Haber Yazılımı